Student: Bira Fabrikasında Doğan İstatistik Devrimi

blank

Bu Yazıyı Paylaş

1899 yılında, Dublin’deki Guinness Bira Fabrikası’nın patronu genç Lord Guinness bir karar aldı: İşine bilimi sokacaktı. Oxford ve Cambridge’den en iyi kimya mezunlarını işe almaya başladı. O yıl kapıdan giren isimlerden biri, Oxford’dan yeni mezun, 23 yaşında bir delikanlıydı — kimya ve matematik çift anadal mezunu William Sealy Gosset.

Kimsenin sormadığı soruyu sormak gerekiyor: Bir bira fabrikasının bir matematikçiye ne işi olabilir ki?


Maya Hücrelerini Saymak — ve Ötesi

Gosset işe başladıktan birkaç yıl sonra, üretim sürecindeki somut bir problemle yüzleşti. Bira mayalanmadan önce hazırlanan hamura belirli miktarda maya eklenmesi gerekiyordu. Maya canlı bir organizma; sürekli çoğalıyor, bölünüyor, değişiyordu. Miktarını ölçmek için bir numune alıp mikroskop altında hücreleri sayıyorlardı.

Ama bu sayım ne kadar doğruydu?

Maya az olursa fermentasyon tamamlanmıyordu. Fazla olursa bira acı çıkıyordu. Üretimin kalitesi, bu ölçümün hassasiyetine bağlıydı.

Gosset verilere baktı ve maya hücresi sayılarının Poisson dağılımına uyduğunu gösterdi. Bu, daha önce teoride bilinen ama gerçek hayatta nadiren somut olarak karşılık bulan bir dağılımdı. Gosset bu bulguyla hem üretim sürecini düzeltti hem de istatistik bilimine katkıda bulundu.

Bunun üzerine bir makale yazmak istedi. Ama karşısında bir engel vardı: Guinness çalışanlarının yayın yapması yasaktı. Yıllar önce bir üretim ustası, sırrını dışarıya sızdırmıştı ve şirket bu deneyimi bir daha yaşamak istemiyordu.

blank

“Student” Doğuyor

Gosset bu noktada bir çıkış yolu buldu. Karl Pearson — dönemin en önemli istatistikçilerinden, Biometrika dergisinin editörü — Gosset’in matematiksel yeteneğini takdir ediyordu. İkisi birlikte bir karar aldılar: Makale yayımlanacaktı, ama bir takma adla: “Student.”

Sonraki otuz yıl boyunca “Student” imzasıyla Biometrika’da birbirinden önemli makaleler yayımlandı. Gosset, mesai saatleri dışında evinde çalışıyor, hesaplamalarını gece gece kâğıt üzerinde yapıyor, ardından fabrikada sorumlu pozisyonlara yükselmeye devam ediyordu. Guinness ailesi bir noktada “Sevgili Mr. Gosset”lerinin ne yaptığını öğrendi — ama işin enteresan tarafı, Gosset’in şirketteki yüksek performansı devam ettiği için kimse ciddi bir adım atmadı.


Küçük Örneklemin Büyük Sorunu

Gosset’in en kalıcı katkısı, 1908’de yayımladığı kısa bir makaleyle geldi: “The Probable Error of the Mean” (Ortalamadaki Olası Hata).

Pearson ve dönemin diğer istatistikçileri büyük örneklemlerle çalışıyordu. Binlerce ölçüm, parametreler, dağılım eğrileri… Bu yaklaşımda örneklem büyüdükçe hata küçülür ve hesaplamalar güvenilir hale gelirdi.

Ama Gosset bunu karşılayabilecek lükse sahip değildi. Gerçek hayatta — bira fabrikasında, tarla denemelerinde, klinik çalışmalarda — çoğunlukla on, on beş, belki yirmi gözlem vardı elinizde. Gosset şunu sordu: Örneklem küçük olduğunda ne olur? Rastgele hata hesaplamalarımıza nasıl sızar?

Cevabı bulmak için gece gece mutfak masasına oturdu. Küçük sayı grupları aldı, ortalamayı hesapladı, standart sapmayı hesapladı, ikisini birbirine böldü, sonuçları milimetrik kâğıda çizdi. Bunu yüzlerce kez tekrarladı — hiçbir bilgisayar olmadan, tamamen elle.

Sonunda gördü ki bu oranın dağılımı belirli bir örüntüye oturuyordu ve bu örüntü, orijinal verilerin tam dağılımını bilmeksizin de kullanılabilirdi. Araştırmacının elde ettiği verilerden hesaplanan bu oran, tek başına bilgi veriyordu.

Bugün bu yönteme Student’s t-testi diyoruz.

blank

Neden Hâlâ Bu Kadar Önemli?

Bu keşif olmadan istatistiksel analiz neredeyse imkânsız bir döngüye girerdi: Verinizin parametrelerini tahmin etmek için önce o parametrelerin dağılımını bilmeniz, sonra o dağılımın parametrelerini tahmin etmeniz… ve bu böyle sonsuza giderdi.

Gosset, analizin ilk adımda durabildiğini gösterdi. Hesaplanan oran, bilinen bir dağılıma oturuyordu ve tablolanabilirdi.

Üstelik başlangıçta yapılan en kritik varsayım — verilerin normal dağılıma uyması — zamanla sorgulandı ve 1967’de Bradley Efron bu varsayımın pek çok koşulda gerekmediğini kanıtladı.

Bugün tıbbi araştırmaların büyük çoğunluğunda t-testi kullanılıyor. İki tedaviyi karşılaştırıyorsunuz, iki grubun ortalamaları arasında fark var mı diye bakıyorsunuz, istatistiksel anlamlılığı yorumluyorsunuz. Bunu mümkün kılan şeyin arkasında gece gece Guinness fabrikasının çalışanı, takma adıyla “Student” var.


Sahnenin Kenarında Bir Adam

Gosset, tüm bu katkılarına rağmen mütevazı biri olarak kalmaya devam etti. Mektuplarında sık sık şöyle yazıyordu: “Benim katkım kabataslak bir fikir vermekten öteye geçmedi… Fisher asıl matematiği kendisi çözdü.”

Bu mütevazılık bizi hikâyenin en ilginç kısmına götürüyor.

1912’de Gosset, Fisher adında 22 yaşında bir Cambridge öğrencisiyle tanıştı. Genç Fisher, Gosset’in 1908 tarihli sonuçlarını — büyük olasılıkla haberi olmadan — yeniden keşfetmişti. Gosset makaleyi okudu, küçük bir hata buldu. Fisher’ı uyardı. Birkaç gün sonra Gosset’e iki sayfalık yoğun matematik geldi: Fisher, problemi yeniden türetmiş, genişletmiş ve üstelik Gosset’in kendi hesaplamalarındaki bir hatayı da yakalamıştı.

Gosset Pearson’a yazdı: “Bu Fisher denen çocuk bana çok boyutlu geometriyle bir şeyler ispat ediyor… Üçten fazla boyutu kavrayamıyorum ki, matematik olsa bile anlayamıyorum…”

Tüm karmaşık matematiksel kanıtı alıp gölde tatile çıktı ve kayıp etti.

Fisher ona yeniden gönderdi.


İki Dahi, Bir Arabulucu

Bu noktadan itibaren Gosset kendini tuhaf ama önemli bir konumda buldu: Bir yanda Karl Pearson, diğer yanda Ronald Fisher — ikisi de döneminin en büyük istatistikçileri, ikisi de birbirinden nefret eden rakipler.

Gosset her ikisiyle de dostluğunu korudu. Fisher’ın yazdıklarını anlamadığını Pearson’a itiraf ediyor, Fisher’ın hatalarını kibarca düzeltiyor, Pearson’ın kibrine katlanıyor ve bu iki büyük egonun arasında bir arabulucu gibi var olmaya çalışıyordu.

Bu tablo bize bilim dünyası hakkında önemli bir şey söylüyor: Büyük keşifler çoğunlukla kendi içinde kapanmış dehalardan değil, o dehalar arasında köprü kuran, iletişimi canlı tutan, gerçek uygulama sorularını masada tutan insanlardan besleniyor.

Gosset 1937’de, 61 yaşında ani bir kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Yasak yayınları nedeniyle gerçek kimliği yıllarca saklandı. Amerikalı istatistikçi Harold Hotelling’in 1930’ların sonunda “Student” ile konuşmak istediğinde, buluşma neredeyse bir casusluk filmi atmosferinde, gizlice gerçekleştirildi.

Bira fabrikasında maya hücrelerini sayan, gece mutfağında sayılar çizen, kimseye anlatamadığı makaleler yazan o adam — bugün her tıp araştırmacısının günlük hayatında kullandığı bir araç bıraktı geriye.

blank

“The Lady Tasting Tea: How Statistics Revolutionized Science in the Twentieth Century” – David Salsburg (2001), Bölüm 3 uyarlaması

Yazar Hakkında
blank
Prof. Dr. Haldun Akoğlu
2001 yılında Hacettepe İngilizce Tıp'dan mezun oldu. 2008'de Marmara'dan Acil Tıp Uzmanlığını aldı. 2013 yılında Doçent, 2019 yılında Profesör oldu. Halen Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalında öğretim üyesidir. Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Tıp Eğitimi Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine devam etmektedir. Türkiye Acil Tıp Derneği (TATD) 3 dönem yönetim kurulu üyeliği, Acil Tıp Akademisi Başkanlığı, Medya Komitesi Başkanlığı, Eğitim Komitesi Başkanlığı, Türkiye Acil Tıp Dergisi Baş Editörlüğü görevlerinde bulunmuştur. Halen, TATD Travma Çalışma Grubu Başkanlığı, Dünya Acil Tıp Federasyonu (IFEM) Araştırma Komitesi ile Eğitim ve Müfredat Komitesi Yönetici Üyeliği, Amerikan Acil Tıp Derneği (ACEP) Uluslararası Acil Tıp (IEM) Komitesi üyeliği görevlerini yürütmektedir. Ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde 200’ün üzerinde bilimsel yayını, 10.000’e yakın atıfı mevcut olup 25 h-indeksi ile kendi alanında ulusal ve uluslararası saygın bir akademik pozisyona sahiptir. Stanford Üniversitesi’nin “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesinde 2021 yılından beri aralıksız yer alan Akoğlu, kendi branşında bu listede sürekli yer alan ülkemizdeki tek araştırmacıdır. Cochrane Emergency Medicine, BMJ Evidence-Based Medicine ve TÜBİTAK Turkish Journal of Medical Sciences gibi uluslararası saygın kuruluş ve yayınlarda halen editörlük görevlerini sürdürmektedir. Serbest, Açık Erişimli, Tıp Eğitimi (#FOAMEd) inancıyla 2012 yılında Acilci.net’i kuran Akoğlu, bu portalın kaynaklandırılmış, kanıta-dayalı içerikleri sayesinde genç hekimlerin mesleki uygulama ve gelişimlerine katkıları nedeniyle çok çeşitli kurum ve kuruluşlardan onlarca ödülle onurlandırılmıştır. Acilci.Net, yılda 10 milyonu geçen ziyaret sayısıyla Türkiye’nin en çok okunan, Spotify ve Youtube’da en çok dinlenen Tıp sitesidir. Akoğlu, Türkiye’nin lider akademik gelişim eğitim portalı Akamedika Medikal Gelişim Akademisi’nin de kurucusudur. 2021 yılında kurulan akamedika, sağlık çalışanlarına, tıbbi derneklere ve farmasötik şirketlerine araştırma bilimi, veri analizi, bilimsel yazım, literatür tarama ve yapay zeka gibi konularda eğitim programları geliştirmekte, danışmanlık ve akademik destek hizmetleri sunmaktadır. Bugüne kadar 5000'den fazla sağlık çalışanı ve 300'den fazla medikal yöneticiye birebir eğitim veren akamedika, 30'dan fazla farmasötik şirket, 20'den fazla mesleki tıp derneği ve onlarca hastanenin akademik çözüm ortağıdır. Acil Tıp kongrelerinin vazgeçilmezi Rule/Out grubunda bas gitar çalan Akoğlu, arabanın hızlısı, kebabın acısı diyerek çalışmalarını eğitim, istatistik ve araştırma bilimi üzerine yoğunlaştırmıştır.
Yorumlar

Yorum bırakın